fiil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fiil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2014 Cuma
7 Mart 2014 Cuma
5 Mart 2014 Çarşamba
28 Şubat 2014 Cuma
Пускать-Bırakmak
TAM EKRAN İÇİN TIKLAYINIZ.
впустить / впускать : (içeri) bırakmak, (içeri) almak
Сегодня утром их не впускали на станцию метро.- Bu sabah onları metro istasyonunda içeri almadılar.
выпустить / выпускать : 1.bırakmak,salmak 2.boşaltmak 3.atmak 4.serbest bırakmak
5.mezun etmek 6.çıkarmak
1.Она выпустила нож из рук. - Bıçağı elinden düşürdü.
2.Я выпускал воду из ванны. — Banyodaki suyu boşalttım.
3.Он выпустил стрелу. - Bir ok attı.
4.Они выпустили его на свободу. - Onu salıverdiler.
5.Это училище выпускает техников. — Bu okul teknisyen yetiştirir
6.Он выпустил еще одну книгу. — Bir kitap daha çıkardı.
допустить / допускать : 1.sokmak,izin vermek 2.mahal vermek 3.ihtimal vermek
1.Не допускай его сюда! — Onu buraya sokma!
2.Этого допускать нельзя! — Buna mahal verilemez!
3.Я не допускаю такой возможности. — Bunun olabileceğine ihtimal vermiyorum.
запустить / запускать : 1.fırlatmak 2.çalıştırmak,işletmek 3.daldırmak,geçirmek
4.bakmamak,dikkat etmemek
1.Он запустил в меня камнем. — Bana taş attılar.
2.Мы запускали телескоп.- Teleskobu çalıştırdık.
3. Тут запускать руку в карман нельзя. - Burada eli cebe sokmak uygun değildir.
4.Он запустил болезнь. — Dikkat etmediği için hastalığı kötüleşti.
напустить / напускать : 1.doldurmak 2.üstüne saldırtmak
1.Она напустила жильцов в дом. — Eve bir sürü kiracı aldı.
2.Хозяин вновь напускал собаку. - Ev sahibi yine köpeği saldırttı.
подпустить / подпускать: yaklaştırmak, uğratmak
Он нас к себе не подпускал. - Bizi kendine yaklaştırmadı.
отпустить / отпускать : 1.bırakmak 2.gevşetmek 3.ayırmak
1.Отец его одного не отпускает. — Иabası onu yalnız başına bırakmaz.
2.Я отпустил ремень. — Kemeri gevşettim.
3.Средства, отпущенные на строительство. — İnşaat için ayrılan para.
пропустить / пропускать : 1.geçirmek, sızdırmak 2.kapasitesi… olmak 3.yol vermek
4.müsaade etmek
1.Штора не пропускает света. — Perde ışık geçirmez.
2.Порт пропускает миллион тонн грузов в год. — Limanın yıllık yükleme ve boşaltma kapasitesi bir milyon tondur.
3.Толпа пропустила нас. — Kalabalık açılarak bize yol verdi-
4.Комиссия этот фильм не пропустила. — Komisyon bu filmin gösterilmesine müsaade etmedi.
спустить / спускать : 1.indirmek 2.göndermek 3.salıvermek 4.akıtmak 5.sönmek
6.kilo vermek 7.yanına bırakmak 8.altından girip üstünden çıkmak
1.Они спускали судно на воду. — Gemiyi denize indirdiler.
2.Капитан спустил директиву.— Yüzbaşı bir direktif gönderdi.
3.Мужчина спускал собаку с цепи. — Adam zincirini açıp köpeği salıverdi.
4.Они спускали кровь мне. — Benden kan aldılar.
5.Шина спустила. — Lastik söndü.
6.Она за месяц спустила пять килограммов. — Bir ay içinde beş kilo verdi.
7.Я ему этого не спущу! — Bunu yanına bırakmam!
8.Он все деньги спустил в карты. — Bütün parasını kumarda bitirdi.
спуститься / спускаться : 1.inmek 2.çökmek 3.kaçmak 4.asılı durmak
1.Я спускался в подвалб — Bodruma indim.
2.Спустился мрак. — Ortalığa karanlık çöktü.
3.У меня чулок спустился. — Çorabım kaçtı.
4.На стене спускалась картина. — Duvarda bir tablo asılı.
упустить / упускать : kaçırmak
Он упустил золотую медаль. — Altın madalyayı kaçırmıştı.
впустить / впускать : (içeri) bırakmak, (içeri) almak
Сегодня утром их не впускали на станцию метро.- Bu sabah onları metro istasyonunda içeri almadılar.
выпустить / выпускать : 1.bırakmak,salmak 2.boşaltmak 3.atmak 4.serbest bırakmak
5.mezun etmek 6.çıkarmak
1.Она выпустила нож из рук. - Bıçağı elinden düşürdü.
2.Я выпускал воду из ванны. — Banyodaki suyu boşalttım.
3.Он выпустил стрелу. - Bir ok attı.
4.Они выпустили его на свободу. - Onu salıverdiler.
5.Это училище выпускает техников. — Bu okul teknisyen yetiştirir
6.Он выпустил еще одну книгу. — Bir kitap daha çıkardı.
допустить / допускать : 1.sokmak,izin vermek 2.mahal vermek 3.ihtimal vermek
1.Не допускай его сюда! — Onu buraya sokma!
2.Этого допускать нельзя! — Buna mahal verilemez!
3.Я не допускаю такой возможности. — Bunun olabileceğine ihtimal vermiyorum.
запустить / запускать : 1.fırlatmak 2.çalıştırmak,işletmek 3.daldırmak,geçirmek
4.bakmamak,dikkat etmemek
1.Он запустил в меня камнем. — Bana taş attılar.
2.Мы запускали телескоп.- Teleskobu çalıştırdık.
3. Тут запускать руку в карман нельзя. - Burada eli cebe sokmak uygun değildir.
4.Он запустил болезнь. — Dikkat etmediği için hastalığı kötüleşti.
напустить / напускать : 1.doldurmak 2.üstüne saldırtmak
1.Она напустила жильцов в дом. — Eve bir sürü kiracı aldı.
2.Хозяин вновь напускал собаку. - Ev sahibi yine köpeği saldırttı.
подпустить / подпускать: yaklaştırmak, uğratmak
Он нас к себе не подпускал. - Bizi kendine yaklaştırmadı.
отпустить / отпускать : 1.bırakmak 2.gevşetmek 3.ayırmak
1.Отец его одного не отпускает. — Иabası onu yalnız başına bırakmaz.
2.Я отпустил ремень. — Kemeri gevşettim.
3.Средства, отпущенные на строительство. — İnşaat için ayrılan para.
пропустить / пропускать : 1.geçirmek, sızdırmak 2.kapasitesi… olmak 3.yol vermek
4.müsaade etmek
1.Штора не пропускает света. — Perde ışık geçirmez.
2.Порт пропускает миллион тонн грузов в год. — Limanın yıllık yükleme ve boşaltma kapasitesi bir milyon tondur.
3.Толпа пропустила нас. — Kalabalık açılarak bize yol verdi-
4.Комиссия этот фильм не пропустила. — Komisyon bu filmin gösterilmesine müsaade etmedi.
спустить / спускать : 1.indirmek 2.göndermek 3.salıvermek 4.akıtmak 5.sönmek
6.kilo vermek 7.yanına bırakmak 8.altından girip üstünden çıkmak
1.Они спускали судно на воду. — Gemiyi denize indirdiler.
2.Капитан спустил директиву.— Yüzbaşı bir direktif gönderdi.
3.Мужчина спускал собаку с цепи. — Adam zincirini açıp köpeği salıverdi.
4.Они спускали кровь мне. — Benden kan aldılar.
5.Шина спустила. — Lastik söndü.
6.Она за месяц спустила пять килограммов. — Bir ay içinde beş kilo verdi.
7.Я ему этого не спущу! — Bunu yanına bırakmam!
8.Он все деньги спустил в карты. — Bütün parasını kumarda bitirdi.
спуститься / спускаться : 1.inmek 2.çökmek 3.kaçmak 4.asılı durmak
1.Я спускался в подвалб — Bodruma indim.
2.Спустился мрак. — Ortalığa karanlık çöktü.
3.У меня чулок спустился. — Çorabım kaçtı.
4.На стене спускалась картина. — Duvarda bir tablo asılı.
упустить / упускать : kaçırmak
Он упустил золотую медаль. — Altın madalyayı kaçırmıştı.
Etiketler:
bırakmak,
fiil,
önekli fiiller,
пускать,
СОВ-НЕСОВ
25 Şubat 2014 Salı
Брать-almak
TAM EKRAN İÇİN TIKLAYINIZ.
выбрать / выбирать : 1.seçim yapmak 2.ayıklamak 3.(улучить) bulmak
1.Я выбрала журналистику,потому что захотела сама делать новости,писать статьи,а не просто читать их.-
Gazeteciliği seçtim, çünkü onları öylece okumak yerine kendim haber yapmak,makale yazmak istedim.
2. Она выбирала косточки из рыбы. —Balığın kılçığını ayıkladı.
3.Я выбрал удобную минуту и написал. — Uygun bir an yakaladım ve yazdım.
выбраться / выбираться : çıkmak
Потом я выбирался из леса. — Sonra ormandan çıkmaya çalıştım.
добраться / добираться : varmak,ulaşmak,erişmek
Он добирался в аэропорт вертолетом. - Hava alanına helikopterle ulaştı.
забрать / забирать : 1.almak 2.tutuklamak,alıp götürmek
1.Я забирал её с собой. — Onu yanıma aldım.
2.Его забрали в полицию за поджог покрышек. - Onu lastik yakmaktan dolayı polis merkezine götürdüler.
забраться / забираться : 1.tırmanmak,çıkmak 2.girmek,sokulmak 3.saklanmak,gizlenmek
1.Он забирается на дерево. — O ağaca tırmanıyor.
2.В дом забрались воры. — Eve hırsız girdi.
3.Мальчик забрался в комнате. - Çocuk odada saklandı.
набраться / набираться : 1.birikmek,dolmak 2.sayısı…varmak 3.göstermek,edinmek
1.В зал набралось много народу. — Salona çok insan doluştu.
2.Eсли желающих наберется человек десять. — Eğer on gönüllü çıkarsa.
3.У кого ты набрался таких привычек? — Bu huyları kimden kaptın?
собрать(ся) / собираться : 1.toplanmak 2.hazırlanmak 3.niyeti olmak
1.Вечером соберемся у тебя. — Akşama sendeyiz.
2.Я собираюсь в гости. — Misafirliğe gitmek için hazırlanıyorum.
3.Он пока не собирается жениться. — Şimdilik evlenmeye niyetli değildir.
разобрать / разбирать : 1.almak,kapışmak 2.çeşidine göre ayırmak 3.sökmek 4.görüşmek,incelemek 5.seçmek 6.tutmak (duygu)
1.Клубнику разобрали за полчаса. — Yarım saat sonra çilek tükenmişti.
2.Он разбирал сваленные в кучу книги. — Yığılmış kitapları çeşidine göre ayırdı.
3.Я разбирал винтовку. — Tüfeği söktüm.
4.Мы я разберём ето позже. - Bunu sonra görüşeceğiz.
5.В темноте я не разобрал, кто это. — Karanlıkta kim olduğunu seçemedim.
6.Меня разобрал смех. — Beni bir gülmedir tuttu.
разобраться / разбираться : 1.yerleşmek 2.anlamak
1.Мы переехали, но еще не разобрались. — Taşındık, ama daha yerleşmedik.
2.Он в этих делах совсем не разбирается. — Bu işlerden hiç anlamaz.
убрать / убирать : 1.kaldırmak 2.toplamak
1.Уберите отсюда этот шкаф. — Bu dolabı kaldırın buradan.
2.Я убирал свою комнату. - Odamı topladım.
выбрать / выбирать : 1.seçim yapmak 2.ayıklamak 3.(улучить) bulmak
1.Я выбрала журналистику,потому что захотела сама делать новости,писать статьи,а не просто читать их.-
Gazeteciliği seçtim, çünkü onları öylece okumak yerine kendim haber yapmak,makale yazmak istedim.
2. Она выбирала косточки из рыбы. —Balığın kılçığını ayıkladı.
3.Я выбрал удобную минуту и написал. — Uygun bir an yakaladım ve yazdım.
выбраться / выбираться : çıkmak
Потом я выбирался из леса. — Sonra ormandan çıkmaya çalıştım.
добраться / добираться : varmak,ulaşmak,erişmek
Он добирался в аэропорт вертолетом. - Hava alanına helikopterle ulaştı.
забрать / забирать : 1.almak 2.tutuklamak,alıp götürmek
1.Я забирал её с собой. — Onu yanıma aldım.
2.Его забрали в полицию за поджог покрышек. - Onu lastik yakmaktan dolayı polis merkezine götürdüler.
забраться / забираться : 1.tırmanmak,çıkmak 2.girmek,sokulmak 3.saklanmak,gizlenmek
1.Он забирается на дерево. — O ağaca tırmanıyor.
2.В дом забрались воры. — Eve hırsız girdi.
3.Мальчик забрался в комнате. - Çocuk odada saklandı.
набраться / набираться : 1.birikmek,dolmak 2.sayısı…varmak 3.göstermek,edinmek
1.В зал набралось много народу. — Salona çok insan doluştu.
2.Eсли желающих наберется человек десять. — Eğer on gönüllü çıkarsa.
3.У кого ты набрался таких привычек? — Bu huyları kimden kaptın?
собрать(ся) / собираться : 1.toplanmak 2.hazırlanmak 3.niyeti olmak
1.Вечером соберемся у тебя. — Akşama sendeyiz.
2.Я собираюсь в гости. — Misafirliğe gitmek için hazırlanıyorum.
3.Он пока не собирается жениться. — Şimdilik evlenmeye niyetli değildir.
разобрать / разбирать : 1.almak,kapışmak 2.çeşidine göre ayırmak 3.sökmek 4.görüşmek,incelemek 5.seçmek 6.tutmak (duygu)
1.Клубнику разобрали за полчаса. — Yarım saat sonra çilek tükenmişti.
2.Он разбирал сваленные в кучу книги. — Yığılmış kitapları çeşidine göre ayırdı.
3.Я разбирал винтовку. — Tüfeği söktüm.
4.Мы я разберём ето позже. - Bunu sonra görüşeceğiz.
5.В темноте я не разобрал, кто это. — Karanlıkta kim olduğunu seçemedim.
6.Меня разобрал смех. — Beni bir gülmedir tuttu.
разобраться / разбираться : 1.yerleşmek 2.anlamak
1.Мы переехали, но еще не разобрались. — Taşındık, ama daha yerleşmedik.
2.Он в этих делах совсем не разбирается. — Bu işlerden hiç anlamaz.
убрать / убирать : 1.kaldırmak 2.toplamak
1.Уберите отсюда этот шкаф. — Bu dolabı kaldırın buradan.
2.Я убирал свою комнату. - Odamı topladım.
24 Şubat 2014 Pazartesi
Полнить-doldurmak
TAM EKRAN İÇİN TIKLAYINIZ.
выполнить / выполнять : 1. yerine getirmek, gerçekleştirmek; uygulamak 2.yapmak
1.Он выполнял приказ.- O emri yerine getirdi.
2.Это успешно выполненная работа.- Bu, başarıyla yapılan bir iş.
дополнить / дополнять : tamamlamak; bütünlemek
Они дополняют друг друга. - Birbirlerini tamamlıyorlar.
дополниться / дополняться : büyümek, genişlemek
Его кругозор дополняется. — Оnun ufku genişliyor.
заполнить / заполнять : doldurmak
Я не хочу заполнять анкету. - Anketi doldurmak istemiyorum.
заполниться / заполняться : dolmak
Площадь заполнилась машинами. — Meydan arabalarla dolmuştu.
исполнить / исполнять : 1. yerine getirmek; icra etmek; uygulamak
2.oynamak; icra etmek; seslendirmek
1.Он исполнил свой долг. — O görevini yaptı.
2.Кто исполняет эту роль? — Вu rolü kim oynuyor?
наполнить / наполнять : doldurmak
Она наполняла корзину с верхом. - Sepeti ağzına kadar doldurdu.
пополнить / пополнять : tamamlamak; katmak
Тысячи из них пополнили армию безработных. — Binlercesi işsizler ordusuna katıldı.
восполнить / восполнять : tamamlamak; telafi etmek
Он восполнил потери. — Kayıpları telafi etti.
переполниться / переполняться : dolup taşmak
В эти дни площади переполняются народом. — Bu günlerde meydanlar halkla dolup taşıyor.
переполнять / переполнить : tıka basa / tıklım tıklım doldurmak, fazla doldurmak; taşırmak
Это переполнило чашу терпения. — Bu, bardağı taşıran son damla oldu.
выполнить / выполнять : 1. yerine getirmek, gerçekleştirmek; uygulamak 2.yapmak
1.Он выполнял приказ.- O emri yerine getirdi.
2.Это успешно выполненная работа.- Bu, başarıyla yapılan bir iş.
дополнить / дополнять : tamamlamak; bütünlemek
Они дополняют друг друга. - Birbirlerini tamamlıyorlar.
дополниться / дополняться : büyümek, genişlemek
Его кругозор дополняется. — Оnun ufku genişliyor.
заполнить / заполнять : doldurmak
Я не хочу заполнять анкету. - Anketi doldurmak istemiyorum.
заполниться / заполняться : dolmak
Площадь заполнилась машинами. — Meydan arabalarla dolmuştu.
исполнить / исполнять : 1. yerine getirmek; icra etmek; uygulamak
2.oynamak; icra etmek; seslendirmek
1.Он исполнил свой долг. — O görevini yaptı.
2.Кто исполняет эту роль? — Вu rolü kim oynuyor?
наполнить / наполнять : doldurmak
Она наполняла корзину с верхом. - Sepeti ağzına kadar doldurdu.
пополнить / пополнять : tamamlamak; katmak
Тысячи из них пополнили армию безработных. — Binlercesi işsizler ordusuna katıldı.
восполнить / восполнять : tamamlamak; telafi etmek
Он восполнил потери. — Kayıpları telafi etti.
переполниться / переполняться : dolup taşmak
В эти дни площади переполняются народом. — Bu günlerde meydanlar halkla dolup taşıyor.
переполнять / переполнить : tıka basa / tıklım tıklım doldurmak, fazla doldurmak; taşırmak
Это переполнило чашу терпения. — Bu, bardağı taşıran son damla oldu.
Etiketler:
doldurmak,
fiil,
önekli fiiller,
Полнить,
СОВ-НЕСОВ
22 Şubat 2014 Cumartesi
жить-yaşamak
TAM EKRAN İÇİN TIKLAYINIZ.
вжиться / вживаться : alışmak
Привыкать к дисциплине — Кendini disipline alıştırmak
выжить / выживать : hayatta /sağ kalmak
Больной вряд ли выживет. — Нastanın kurtulabilmesi şüpheli.
дожить / доживать : yaşamak; ömrü vefa etmek
Доживёшь до этих лет - узнаешь. — Bu yaşa gelince öğrenirsin.
зажить / зажить : 1.iyileşmek 2.yaşamaya başlamak
Он зажил новой жизнью. — O yeni bir hayata başladı.
изжить / изжить : ortadan kaldırmak; kökünü kazımak
Изжить свои недостатки — Еksikliklerini gidermek
нажить / наживать : kazanmak; edinmek
Он нажил большое состояние. - Büyük bir servet yaptı.
обжить / обживать : yaşanır hale getirmek
Пока не обживется дом, краской пахнет. - Ev henüz yaşanır halde değil, boya kokuyor.
обжиться / обживаться : alışmak
Обжился лы ты с новыми домочадцами своими? Yeni ev ahalisine alıştın mı?
отжить / отживать : dönemini doldurmak, ömrünü (yaşayıp) tamamlamak
Он отжил давно, только прозябает. O uzun zaman önce ömrünü tamamladı, sadece sefalet çekiyor.
прожить / проживать : 1.ikamet etmek 2.harcamak 3.yaşamak 4.vakit geçirmek
На эти деньги не проживешь. —Bu para ile geçinemezsin.
Он не зря прожил жизнь. — Ömrünü boşuna geçirmedi.
Я прожил лето на даче. — Yazı yazlıkta geçirdim.
прижить / приживаться : 1.alışmak 2.tutmak
Дерево прижилось. — Ağaç tuttu.
сжить / сживать : yaşatmak
Он сживет тебя с этой квартиры. — Seni bu dairede yaşatmaz.
сжиться / сживаться : alışmak; alışıp dost olmak, uyuşmak
Я сжился с новыми товарищами.
Yeni arkadaşlarla uyum sağladım.
ужиться / уживаться : geçinmek, barınmak; uyuşmak
Сумеет ли эта пара ужиться? — Bu çift uyuşabilir mi acaba?
вжиться / вживаться : alışmak
Привыкать к дисциплине — Кendini disipline alıştırmak
выжить / выживать : hayatta /sağ kalmak
Больной вряд ли выживет. — Нastanın kurtulabilmesi şüpheli.
дожить / доживать : yaşamak; ömrü vefa etmek
Доживёшь до этих лет - узнаешь. — Bu yaşa gelince öğrenirsin.
зажить / зажить : 1.iyileşmek 2.yaşamaya başlamak
Он зажил новой жизнью. — O yeni bir hayata başladı.
изжить / изжить : ortadan kaldırmak; kökünü kazımak
Изжить свои недостатки — Еksikliklerini gidermek
нажить / наживать : kazanmak; edinmek
Он нажил большое состояние. - Büyük bir servet yaptı.
обжить / обживать : yaşanır hale getirmek
Пока не обживется дом, краской пахнет. - Ev henüz yaşanır halde değil, boya kokuyor.
обжиться / обживаться : alışmak
Обжился лы ты с новыми домочадцами своими? Yeni ev ahalisine alıştın mı?
отжить / отживать : dönemini doldurmak, ömrünü (yaşayıp) tamamlamak
Он отжил давно, только прозябает. O uzun zaman önce ömrünü tamamladı, sadece sefalet çekiyor.
прожить / проживать : 1.ikamet etmek 2.harcamak 3.yaşamak 4.vakit geçirmek
На эти деньги не проживешь. —Bu para ile geçinemezsin.
Он не зря прожил жизнь. — Ömrünü boşuna geçirmedi.
Я прожил лето на даче. — Yazı yazlıkta geçirdim.
прижить / приживаться : 1.alışmak 2.tutmak
Дерево прижилось. — Ağaç tuttu.
сжить / сживать : yaşatmak
Он сживет тебя с этой квартиры. — Seni bu dairede yaşatmaz.
сжиться / сживаться : alışmak; alışıp dost olmak, uyuşmak
Я сжился с новыми товарищами.
Yeni arkadaşlarla uyum sağladım.
ужиться / уживаться : geçinmek, barınmak; uyuşmak
Сумеет ли эта пара ужиться? — Bu çift uyuşabilir mi acaba?
21 Şubat 2014 Cuma
смотреть-bakmak
TAM EKRAN İÇİN TIKLAYINIZ.
всмотреться / всматриваться : dikkatle bakmak
Пристально всматриваться вдаль. (Ufukları dört gözle kolaçan etmek.)
высматреть / высматривать : gözetlemek
Высмотреть все глаза. (Gözleri yollarda kalmak.)
досмотреть / досматривать : 1.sonuna kadar seyretmek 2.muayene etmek
1.Досмотреть журнал до середины. (Dergiyi ortasına kadar gözden geçirmek.)
2.Врач досмотрел меня.(Doktor beni muayene etti.)
засмотреться / засматриваться : hayran hayran bakmak, bakakalmak
Он засматривается на эту девушку. (Onun o kızda gözü var.)
насмотреться / насматриваться : 1.gördüğü çok olmak 2.doya doya seyretmek
1.Насмотреться всяких людей. (Her çeşitten insanlar görmüş olmak)
2.До чего хорош - не насмотришься. (O kadar güzel ki seyrine doyum olmaz)
посмотреться / смотреться : kendini seyretmek
Смотреться в зеркало. (Aynada kendini seyretmek)
подсмотреть / подсматривать :1.gözetlemek, dikizlemek, kopya çekmek 2.gözüne ilişmek
Я подсмотрел гнездо. (Yuvayı gözetliyordum.)
присмотреть / присматривать : 1.göz kulak olmak 2.gözleri aramak
1. Ты за ним присматривай! (Ona göz kulak ol!)
2.Я присмотрел тебя в школе. (Okulda gözlerim seni aradı.)
присмотреться / присматриваться : 1.dikkatle bakmak 2.alışmak
1.Если присмотреться повнимательнее ... (Daha dikkatli bakılsa …)
2.Присмотреться в темноте (Gözü karanlığa alışmak)
просмотреть / просматривать : 1.karıştırmak 2.izlemek 3.gözünden kaçmak
1.Бегло просмотреть статью (Yazıyı şöyle bir gözden geçirmek)
2.Просмотреть новый фильм (Yeni filmi seyretmek)
3.Просмотреть ошибку (Yanlışın farkına varmamak)
рассмотреть / рассматривать : 1.gözden geçirmek 2.gözü ile bakmak 3.ele almak 4.seçmek
1.Рассматривать что-л. в микроскоп (Bir şeyi mikroskopla incelemek)
2.Эти слова можно рассматривать как оскорбление.(Bu söze hakaret gözü ile bakılabilir)
3.Рассматривать дело (в суде)(Davayı ele almak)
усмотреть / усматривать : bulmak, tespit etmek
Эксперты не усмотрели в этой статье оскорбления. (Bilirkişiler bu yazıda hakaret bulmadılar.)
всмотреться / всматриваться : dikkatle bakmak
Пристально всматриваться вдаль. (Ufukları dört gözle kolaçan etmek.)
высматреть / высматривать : gözetlemek
Высмотреть все глаза. (Gözleri yollarda kalmak.)
досмотреть / досматривать : 1.sonuna kadar seyretmek 2.muayene etmek
1.Досмотреть журнал до середины. (Dergiyi ortasına kadar gözden geçirmek.)
2.Врач досмотрел меня.(Doktor beni muayene etti.)
засмотреться / засматриваться : hayran hayran bakmak, bakakalmak
Он засматривается на эту девушку. (Onun o kızda gözü var.)
насмотреться / насматриваться : 1.gördüğü çok olmak 2.doya doya seyretmek
1.Насмотреться всяких людей. (Her çeşitten insanlar görmüş olmak)
2.До чего хорош - не насмотришься. (O kadar güzel ki seyrine doyum olmaz)
посмотреться / смотреться : kendini seyretmek
Смотреться в зеркало. (Aynada kendini seyretmek)
подсмотреть / подсматривать :1.gözetlemek, dikizlemek, kopya çekmek 2.gözüne ilişmek
Я подсмотрел гнездо. (Yuvayı gözetliyordum.)
присмотреть / присматривать : 1.göz kulak olmak 2.gözleri aramak
1. Ты за ним присматривай! (Ona göz kulak ol!)
2.Я присмотрел тебя в школе. (Okulda gözlerim seni aradı.)
присмотреться / присматриваться : 1.dikkatle bakmak 2.alışmak
1.Если присмотреться повнимательнее ... (Daha dikkatli bakılsa …)
2.Присмотреться в темноте (Gözü karanlığa alışmak)
просмотреть / просматривать : 1.karıştırmak 2.izlemek 3.gözünden kaçmak
1.Бегло просмотреть статью (Yazıyı şöyle bir gözden geçirmek)
2.Просмотреть новый фильм (Yeni filmi seyretmek)
3.Просмотреть ошибку (Yanlışın farkına varmamak)
рассмотреть / рассматривать : 1.gözden geçirmek 2.gözü ile bakmak 3.ele almak 4.seçmek
1.Рассматривать что-л. в микроскоп (Bir şeyi mikroskopla incelemek)
2.Эти слова можно рассматривать как оскорбление.(Bu söze hakaret gözü ile bakılabilir)
3.Рассматривать дело (в суде)(Davayı ele almak)
усмотреть / усматривать : bulmak, tespit etmek
Эксперты не усмотрели в этой статье оскорбления. (Bilirkişiler bu yazıda hakaret bulmadılar.)
Учить-öğrenmek
TAM EKRAN İÇİN TIKLAYINIZ.
выучить / выучивать : 1.öğrenmek,ezberlemek 2.öğretmek
1.Он выучил урок.(Dersini öğrendi.)
2.Я выучил его играть на гитаре. (Ona gitar çalmayı öğrettim.)
выучиться / выучиваться : öğrenmek
Выучиться езде на велосипеде. (Bisiklete binmeyi öğrenmek.)
доучить / доучивать : Bir noktaya kadar öğrenmek.
Ты доучил стихотворение? (Şiiri sonuna kadar ezberledin mi?)
доучиться / доучиваться : 1.öğrenimini tamamlamak 2.öğrenimine / okumaya devam etmek
1.Он не доучился и пошел работать. (Okulu yarıda bırakmış, çalışmaya başlamıştı.)
2.Он доучился до последнего класса. (Son sınıfa kadar okudu / geldi.)
заучить / заучивать : ezberlemek
Как заучивать слова? (Nasıl kelime ezberlenmeli?)
изучить / изучать : 1.öğrenmek; okumak 2. incelemek; etüt etmek
1.Он два года изучал русский (язык). (İki yıl Rusça okudu.)
2.Мы изучали обстановку. (Durumu inceledik.)
научить / научивать : 1.öğretmek 2.ders vermek
1.Я научил ее плавать. (Ona yüzmeyi öğrettim.)
2.Это ты его научил! (Bu dersi ona veren sensin!
научиться / научиваться : öğrenmek
Птенец научился летать. (Yavru kuş uçmayı öğrendi.)
обучить / обучать : öğretmek,okutmak,eğitmek
Как обучать английскому детей? (Çocuklara İngilizce nasıl öğretilir?)
обучиться / обучаться :1.öğrenmek 2.öğrenim görmek
обучаться стрельбе из лука — okçuluk öğrenmek
отучиться / отучаться : alışkanlığından vazgeçmek
Будем отучаться прямо с сегодняшнего дня. (Bugünden itibaren alışkanlığımızı bırakıyoruz.)
приучить / приучать : alıştırmak
Собаку приучишь слушаться, а человека не приучишь.
(Köpeği laf dinlemeye alıştırırsın, ama insanı alıştıramazsın.)
приучиться / приучаться : alışmak
Собака пручилась лаять, когда голодна. (Köpek acıktığında havlamaya alıştı.)
проучить / проучивать : 1.ders vermek, haddini bildirmek 2.okumak; çalışmak 3.öğretmenlik etmek; okutmak
1.Я тебя проучу! (Gösteririm sana!)
2.Вот я проучиваю этот материал. (İşte bu materyale çalıştım.)
3.Я проучил его. (Onu okutmuştum.)
разучить / разучивать : çalışıp öğrenmek
Она разучивала свою роль. (Rolüne çalışmıştı.)
разучиться / разучиваться : ...masını unutmak
Вы разучились танцевать. (Siz dans etmesini unuttunuz.)
выучить / выучивать : 1.öğrenmek,ezberlemek 2.öğretmek
1.Он выучил урок.(Dersini öğrendi.)
2.Я выучил его играть на гитаре. (Ona gitar çalmayı öğrettim.)
выучиться / выучиваться : öğrenmek
Выучиться езде на велосипеде. (Bisiklete binmeyi öğrenmek.)
доучить / доучивать : Bir noktaya kadar öğrenmek.
Ты доучил стихотворение? (Şiiri sonuna kadar ezberledin mi?)
доучиться / доучиваться : 1.öğrenimini tamamlamak 2.öğrenimine / okumaya devam etmek
1.Он не доучился и пошел работать. (Okulu yarıda bırakmış, çalışmaya başlamıştı.)
2.Он доучился до последнего класса. (Son sınıfa kadar okudu / geldi.)
заучить / заучивать : ezberlemek
Как заучивать слова? (Nasıl kelime ezberlenmeli?)
изучить / изучать : 1.öğrenmek; okumak 2. incelemek; etüt etmek
1.Он два года изучал русский (язык). (İki yıl Rusça okudu.)
2.Мы изучали обстановку. (Durumu inceledik.)
научить / научивать : 1.öğretmek 2.ders vermek
1.Я научил ее плавать. (Ona yüzmeyi öğrettim.)
2.Это ты его научил! (Bu dersi ona veren sensin!
научиться / научиваться : öğrenmek
Птенец научился летать. (Yavru kuş uçmayı öğrendi.)
обучить / обучать : öğretmek,okutmak,eğitmek
Как обучать английскому детей? (Çocuklara İngilizce nasıl öğretilir?)
обучиться / обучаться :1.öğrenmek 2.öğrenim görmek
обучаться стрельбе из лука — okçuluk öğrenmek
отучиться / отучаться : alışkanlığından vazgeçmek
Будем отучаться прямо с сегодняшнего дня. (Bugünden itibaren alışkanlığımızı bırakıyoruz.)
приучить / приучать : alıştırmak
Собаку приучишь слушаться, а человека не приучишь.
(Köpeği laf dinlemeye alıştırırsın, ama insanı alıştıramazsın.)
приучиться / приучаться : alışmak
Собака пручилась лаять, когда голодна. (Köpek acıktığında havlamaya alıştı.)
проучить / проучивать : 1.ders vermek, haddini bildirmek 2.okumak; çalışmak 3.öğretmenlik etmek; okutmak
1.Я тебя проучу! (Gösteririm sana!)
2.Вот я проучиваю этот материал. (İşte bu materyale çalıştım.)
3.Я проучил его. (Onu okutmuştum.)
разучить / разучивать : çalışıp öğrenmek
Она разучивала свою роль. (Rolüne çalışmıştı.)
разучиться / разучиваться : ...masını unutmak
Вы разучились танцевать. (Siz dans etmesini unuttunuz.)
20 Şubat 2014 Perşembe
Думать - Düşünmek
TAM EKRAN GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYIN
1
вдуматься / вдумываться
derinden derine düşünmek
Eсли вдуматься - поймешь.
İyice düşünürsen anlarsın.
2
вздумать(ся) / вздумывать(ся)
birdenbire canı ... İstemek
yeniden düşünüp karar vermek
Он вздумал заняться русским языком.
Rus diliyle uğraşmaya karar verdi.
3
выдумать / выдумывать
icat etmek, uydurmak
Он всегда выдумывал себе какое-нибудь дело.
O her zaman kendine bir iş bulurdu.
4
додуматься / додумываться
akıl etmek
Он долго думал, но так ни до чего и не додумался.
Uzun zaman düşündü ama yine de bir çare bulamadı.
5
задумать(ся) / задумываться
1.düşünceye dalmak > Он стал задумываться. (Kara sevdaya
kapldı.)
2.tereddüt etmek, duraksamak > Он ушел не задумываясь.
(Tereddüt etmeden gitti.)
6
надумать / надумывать
Düşünüp taşındıktan sonrakarar vermek.
Я надумал заняться математикой
Matematikle uğraşmaya karar verdim.
7
обдумать / обдумывать
(iyice) düşünmek;
ölçüp biçmek
Я обдумывал сюжет рассказа.
Hikâyenin konusunu enine boyuna düşündüm.
8
придумать / придумывать
icat etmek, uydurmak;
bulmak; akıl etmek (догадываться)
Девушка жила в мире, который сама себе придумала.
Kız kendi uydurduğu bir dünyada yaşıyordu.
9
продумать / продумывать
etraflıca düşünmek
Я продумала вопрос.
Soru üzerinde düşündüm.
10
раздумать / раздумывать
1.caymak > Я раздумал ехать. (Gitme niyetimden caydım.)
2.duraksamak > Он отвечал не раздумывая. (Duraksamadan
cevap verdi.)
Etiketler:
çeviri,
fiil,
önekli fiiller,
думать,
НЕСОВ./СОВ.,
СОВ-НЕСОВ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











